İNEĞİN İ’Sİ

Milli Eğitim’in, okullara uygun gördüğü 1. sınıf Türkçe ders kitabından 5 dakikalık tarama sonucu bulunan inek resmi özenle kesilir ve küçük boy çizgili deftere prit vasıtasıyla yapıştırılır.  Yapıştırılan inek resminin yanına ‘inek’ yazılır ve ‘i’ harfi yuvarlak içine alınır.

          “Bu hangi hayvan?”
          “Eşek”
          “Bu resimde gördüğün ‘inek’. Şimdi biz ‘inek’in ‘i’sini yazacağız. Ne yazacakmışız, sen söyle”
          “İneğin i’si”
          “Çok güzel! Hadi başla bakalım”
Orta düzey zihinsel yetersizlikten etkilenmiş 10 yaşındaki Esma, bebekken geçirdiği havale sonucu beyni ve vücudunun sol tarafı hasar görmüş. Biraz tombiş, az biraz ağır aksak oldukça da kikirdek bir çocuk. Esma ile yaklaşık 2 aydır ‘i’ sesi üzerine çalışıyoruz. Ben fosforlu kalemlerle ve el yazısıyla harfleri bütün bir sayfa boyunca yazıyorum o da, motor gelişimi henüz tam olmadığı için, kurşun kalemle üzerinden gidiyor. Sayfa sonuna geldiğinde, masaya abanmış vücudunu ağır hareketlerle kaldırarak:
          “Örtmenim bitti!”
          “Güzel! Ne yazdık Esma?”
Boş ve anlamsız bakışlarla ve tabii yavaşça önce bana sonra deftere bakan Esma, benim tepkisiz ve donuk suratıma ikinci bir defa daha bakıyor, bir iki saniye daha deftere bakıp bana dönmesini umutla bekleyen ben, Esma’nın şaşkınlık ifadesine, umutsuz bilemeyişine tepki vermeden diğer çocuğun defterine dönüyorum. Yan gözle izlediğim Esma birkaç saniyelik duraksamadan sonra kendi alemine kaldığı yerden devam ediyor. Bir iki kere yerinde kıpraşıyor. Yavaşça ve sürtünerek sandalyesinden kalkıyor, tek el hareketiyle tekrar oturmak üzere çektiği sandalyesi iyice yamularak yanındaki arkadaşını daha da sıkıştırarak oturuyor ve başlıyor onun yazdıklarıyla ilgilenmeye.
          “Yanlış yazıyorsun, öyle olmicak, böyle olcak”
….
Aradan 10 dakikalık bir süre geçiyor. Ben harflerle cebelleşirken Esma yan taraftan sesleniyor:
          “Örtmenim!”
Dönüyorum.
          “İneğin i’si”
Aklımdan çıkmış. 2 saniye geçtikten sonra gülmeye başlıyorum.
          “Evet ineğin i’si”  J

Not: Yalnızız işte… Yalnız olduğumuzu paylaşabileceğimiz kimse de yok. Ne tuhaf! Tek yapabildiğimiz, kabiliyetimiz elverdiğince dikkat çekmeye çalışmaktan ibaret. Ne kadar başarılıyız, tartışılır. Renklerin, kelimelerin, görüntülerin seslerini işitir gibiyim. Gibi gibiyim…

Bir Cevap Yazın