Üstten Değil, Alttan Değil, Tam Ortadan, Orijin Denen Yerden Anlamak

Anladım ki, insan bir şeyleri kafasında çözdüğünde o şey hakkında düşünmeyi de konuşmayı da bırakıyor. O şey artık, mesele olmaktan çıkıyor; hallediyor, üzerinden atlıyor ve bir daha geriye bakmıyor. Bastırmaktan ya da gözlerini kapatmaktan bahsetmiyorum. Uzun bir süre üzerine düşünülmüş, sancısı çekilmiş ve en sonunda halledilmiş sorunlar bir daha hortlamazlar. Böylece insan bir sürü şeyi bu şekilde çözdükçe, aştıkça daha çok suskunlaşıyor. Elbette az konuşmaktan bahsetmiyorum, zira çok konuşan bazı zeki insanlar, etraflarındaki saçmalıkları duymamak için konuşurlar ve hatta daha çok saçmalarlar ki ancak böyle katlanılır olur bazı konuşmalar. Tahammülü yüksek, belirli doyumlara ulaşmış zeki insanlar ise suskunlaşıyor, gerektiğince konuşuyor ve söyleyeceğini söyleyip, yapacağını yapıp bir kenara çekiliyorlar. Maksat bazı şeyleri aştıklarını birilerine ispatlamak ya da dikkat çekmeye çalışmak değil. Kendilerinin bilmesi zaten yeterli. Naif yaşamlarına kendi damak tatlarına göre keyif alarak devam ederler. Başkalarıyla, ne düşündükleriyle, ne yaptıklarıyla ve başkalarında bıraktıkları izlenimlerle ilgilenmezler. Naif duruşları öyle güçlüdür ki hiçbir şey yapmadan da ilgi çekerler ve saygı uyandırırlar. Gerçi onlar bununla da ilgilenmezler, tek ilgilendikleri kendi yolları, kendi düğümleri, kendi çözümleridir. Zaten başkalarını başkaları olarak görmezler. Onların da kendileri gibi BİR’in parçası olduğunu bilirler. Bu yüzden kastları, bir şeyin üzerine çıkmak değil, kendini genişletip olabildiğince diğerlerini kapsamak onlarla bütünleşmektir. Önce huzuru bulurlar sonrasında zamanın içinde akarak düşüncesiz, hissiz bir alana ulaşırlar ve işte orada gerçekliği koklar, tadar ve onu yutarlar. Bir şeyleri çözmüş insanlar, konuşmadan, anlatmadan, bağırmadan ve gizlenmeden aramızda dolaşıp sesizce onlara katılmamız için sadece bize bakarlar.

2 thoughts on “Üstten Değil, Alttan Değil, Tam Ortadan, Orijin Denen Yerden Anlamak

Bir Cevap Yazın