Ölmek İçin Güzel Bir Gün

Bugün durduk yere bir hayal canlandı kafamın içinde. Tabii ki durduk yere olması pek vaki değil, bilinç altında denk düştüğü bir yer, çözülmeyi bekleyen bir düğüm, eskiden açılmış üstü kapanmış ve yamalanmayı bekleyen bir gedik vardır elbet…

Kurgum ölüme dairdi. Ölüm… Hakkında hiçbir şey bilmesek de sanki kötü, karanlık ve üzücü bir durummuş gibi algılanır ya genelde, bu hayal öyle değildi.

Geçirdiğim bir kaza sonucu arabanın ön koltuğunda, yaralı bir şekilde eşimle birlikte oturuyoruz. Ölmek üzereyiz ya da değiliz ama ben ölüyor olduğumu düşünüyorum. Sakin bir sessizlik içinde birbirimize bakarak duruyoruz. Ben huzurla gülümsüyor ve konuşmaya başlıyorum. Sakince, duraksayarak:

Kaza geçirdik… Ne tuhaf… Huzurluyum… Acı, üzüntü yok… Beklenti yok… Geçmiş yok… Gelecek yok… Kaygı yok… Öfke, kızgınlık yok,.. His yok… Kafam bomboş… Kalbimin sesini duyabiliyorum… Hiçbir şeye değmez… İlk defa yaşadığımı hissediyorum… Ne tuhaf… Huzurluyum… Seni seviyorum…

Kafamda bu konuşmayı bitirirken kendimi gülümserken yakaladım. Ölüyorum diye mi mutluydum yoksa zihnimin bana vermek istediği mesajı algılamış olduğum için mi diye bir süre düşündüm. Sonra farkına vardım… Ölüyor olmanın en güzel tarafı yaşıyor olmaktı.

Geceleri huzursuz uykuya dalışlarım, sabahları ‘bugünün dünden ne farkı var ki’ hissiyatıyla yataktan kalkışlarım, yapmam gerekenleri yapmaya başlamak için, ‘yapsam ne değişir ki’ düşünceleriyle cebelleşmelerim sanki beni terk ediyor gibiydi. Sanki bana veda eden onlardı, ölen onlardı sanki.

Öyle olmasaydı, kendime güzel ve temiz bir çalışma ortamı hazırladıktan sonra, oturup bu satırları yazar mıydım?!

Bir Cevap Yazın